Özet
Suriye Devriminin akabinde, uluslararası ilişkiler anlamında Suriye ile diplomatik ilişkiler kuran birçok devlet bulunurken bunun yanında yeni gerçekliği kabul etmekten kaçınan aktörler de bulunmaktadır. Bu aktörlerin başında ise Netanyahu yönetimindeki İsrail gelmektedir. İsrail’in; Suriyeli muhaliflerin Şam’a yürüyüşü sırasında başlayan ve 2025 yılı boyunca da aralıklarla devam eden hava saldırıları, 1974 anlaşmasıyla kurulmuş tampon bölgeyi işgal etmesi, Süveyda’daki ayrılıkçı Dürzi unsurlara verdiği destek, SDG/YPG terör örgütü ile yakın ilişki kurma çabası ve yeni Şam yönetiminin ülkeyi ekonomik ve siyasi olarak izolasyondan çıkarma çabasına karşı giriştiği diplomatik angajmanlar, İsrail’in Esed sonrası Suriye’nin en büyük güvenlik tehdidini oluşturduğunu göstermektedir. İç savaşın ağır yıkımı altındaki Şam yönetiminin bu tehdide karşı askerî olarak bir karşılık vermesinin mümkün olmadığı bu şartlarda Suriye için en makul senaryo, diplomasi yoluyla bu tehdidi sınırlandırmak ve yatıştırmaktan geçmektedir. Şara yönetiminin, Esed rejimi zamanında ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik ve diplomatik izolasyonu kırma ve özellikle ekonomik yaptırımların kaldırılmasını önceleyen dış politikası da düşünüldüğünde Suriye’nin, bölgesel ve küresel ittifak arayışları üzerinden İsrail tehdidini sınırlandırmaya çalıştığı görülmektedir. Bu çabanın en somut yansıması ise iki ülke arasında son 1 yılda gerçekleşen müzakereler olmuştur.
Bu raporda; İsrail ve Suriye arasındaki müzakerelerin seyri, tarafların talepleri ve pozisyonları, ABD’nin arabuluculuk faaliyetleri, başta Fırat’ın doğusunda SDG/YPG’ye yönelik ocak ayında Şam yönetiminin elde ettiği büyük başarının bu müzakerelere muhtemel etkileri incelenecektir. Bunun için İsrail’in yeni Suriye’ye yönelik yaklaşımı, müzakerelere bakışı, bölge jeopolitiğinin etkileri ve özellikle Trump yönetimindeki ABD’nin değişen Suriye politikası ekseninde tarafları müzakerelere teşvik etmesi üzerinde durulacaktır. SDG/YPG kontrolündeki bölgelerin Şam yönetimine geçmesiyle birlikte Suriye’nin, İsrail ile müzakerelerdeki konumunun nasıl değiştiği de ele alınacaktır. ABD’nin arzu ettiği şekliyle Suriye’nin, İbrahim Anlaşmalarına dâhil olması, İsrail’in talep ettiği gibi Şam’ın güneyinin tamamen silahsızlandırılması veya Suriye’nin talep ettiği gibi Golan Tepelerindeki İsrail işgalinin sonlandırılması gibi taleplerin aynı anda gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilecektir. ABD’nin teşviki ve Suriye’nin artan pazarlık gücü sonrası iki ülke arasında yakın gelecekte bir güvenlik anlaşması imzalanması olasılığının üzerinde de durulacaktır.
PDF sürünümü: https://bit.ly/3OE19iI